29 Kasım 2009 Pazar

Kendini Tutamamak ve Bir Soru




Bursaspor yenilgisinin Galatasaray taraftarında "maymun gözünü açtı" etkisi yarattığını söyleyebiliriz. Eleştiri, küfür, kıyamet gırla giderken gördüğünüz üzere ben de yeminimi bozup bu heyhulaya dahil olma fırsatını kaçıramazdım.

Futbol blogların da ve medyada Rijkaard'ı ve sistemini eleştirenlere "sabır-sebat" telkin edildiğini görüyorum. Zira Rijkaard'ın oyun felsefesinin ve oturtmak istediği sistemin, istenilen sonuçları verebilmesi için daha fazla zamana ihtiyaç duyduğu yazılıp konuşulmakta.

Bu noktada kafama takılan bir soruyu sizlerle paylaşmak istiyorum:

Rijkaard'ın Barcelona'da oturtttuğu oyun sistemi ve felsefe ile Galatasaray'ın bugünkü sistemi ve oyun anlayışı arasındaki bir benzerlik yahut bağlantı var mıdır? Var ise bunlar nedir ?

Bana birisi üşenmeyip bunları açıklarsa seve seve cahliiğimi kabul edeceğim; bunu yapabilecek kadar kendimle barışığım.

Rijkaard'ı ve oturttuğu felfesefeyi Galatasaray 3 gol ortalamasıyla oynadığı dönemden beri eleştiren birisi olarak şunu hatırlatmak istiyorum. Mesele, skor yahut Galatasaray'ın puan tablosunda bulunduğu durum değil; saha da gösterdiği futboldur. Mesele, Galatasaray'ın elindeki malzemeye uygun olmayan bir sistem ile sahaya çıkıp rakibin emeğini ve oyununu göz ardı eden bir mantıkla yönetilmesi ve bunun sonucunda kötü sonuçlarla karşılaşılmasıdır. (Manisaspor maçında iki takım da sahaya 4-3-3 dizilişi ile çıkmıştı. Aradaki tek fark Manisaspor'un ileri üçlüsü sürekli hareketli iken Galatasaraylı baronların 10 dakikada 20 ye yakın top kaybı yapıp topsuz alanda etkisiz olmamalarıydı.)

Bu durumun önüne; yaptığı işi ciddiye alan ve içinde bulunduğu ortamın gerçeklerin farkında olan bir teknik patron ile geçilebileceği bana daha muhtemel görünmektedir. Zira Rijkaard kendisini Özbekistan'da Bunyodkor çalıştıran Scolari gibi hissediyorsa bu durumdan Galatasaray'ın ve Türk futbolunun kazancı zaten olmayacaktır.

Rijkaard problemi, taktik bilgi yetersizliği, idari yönetim beceriksizliği, B planının olmaması yahut karizma eksikliği değildir. Problem, Galatasaray'ı ve Türkiye ligini algılayışı. "Ben yaptım oldu" mantalitesiyle hareket etmesidir. Kendisinin, Barcelona'nın başındayken sahaya 4 forvetle çıktığı ya da ortasahayı 4 defansif adam ile parsellediği görülmemiştir. İşini ciddi yapacak insanlar ve futbolcular ile çalışıldığı takdirde bu problemlerin uzun vadeli planlarla çözülebileceğine inanıyorum.

Kaldı ki çözüme giden yol zaman geçtikte daha da radikal önlemlerin alınmasını dayatacak gibi görünüyor. Bu noktada üstadın laflarını hatırlatmak gerekiyor: "Daha iyi bir dünya için, Batsın bu dünya"

18 Kasım 2009 Çarşamba

PAUSE!

Tez mesaisi nedeniyle Mayıs 2010'a kadar dükkanı kapatıyorum