25 Haziran 2010 Cuma

Rijkaard Romantizmi



Anlaşıldığı kadarıyla Türk’ün Frank Rijkaard’la imtihanı önümüzdeki yıl da devam edecek. 2009/2010 sezonunda geriye dönüp baktığımızda iç karartıcı bir resim ile karşılaşmaktayız. Yapılan yıldız transferler hayal kırıklığı yaratmış, Galatasaray son beş yılda altıncı kez yeniden yapılandırmaya gitmek zorunda kalmıştır. Sportif başarısızlığın yanı sıra, Galatasaray transfer politikası olarak yıldız isimlere bel bağlamış bir takım görüntüsü çizmiştir. Bir yıl boyunca Galatasaray’ı futbol laboratuarı olarak kullanan Rijkaard, elindeki malzeme ile kafasındaki sistemi uygulayamayacağını 60 küsür maç sonrasında kabul etmek zorunda kalmıştır. Galatasaray taraftarına ise, takımın başındaki isimlerin yarattığı illüzyonun etkisi dahilinde “buna da şükür” dedirtilmiştir.

Galatasaray’ın son beş yıldaki altıncı yapılandırmasının dayanağı olarak kadro yetersizliği öne sürüldü. Bu argümana göre Galatasaray’ın, Harry Kewell, Milan Baros gibi sakatların yerini doldurabilecek oyunculara sahip olmaması en önemli problem olara servis edildi. Öte yanda orta saha oyuncularının oyunu “iki yönlü” oynama zafiyeti sonucu Elano gibi bir değer asıl pozisyonundan geride bir mevkiye kaydırıldı ve topu oyuna sokmada problemli defans oyuncuları yüzünden takım geriden oyun kuramadı. Ömer Üründül tabiriyle “bloklar arası bağlantılar” kopuk kaldı.

Rijkaard’ın kafasındaki sistemi düşünürsek doğruluk payı taşıyan ancak Galatasaray gerçeklerini göz önünde bulundurduğumuzda saçmalıktan öte olan bu argüman sayesinde yönetim, geçen yıl ki sportif başarısızlığı futbolcuların üzerine yıkıp kendilerini aklayacak bir kanal yaratmayı başarmıştır. Sonuç olarak geçen yılın bana göre özeti kabaca şu şekildedir:

Rijkaard’ı kazmalarla muhatap ettiğimiz için Galatasaray başarısız olmuştur.

Peki o zaman şimdi ne olacak?

Gidenler ve kalanlar henüz netleşmediği için geleceğe dönük bir yorum yapmak mümkün değil. Ancak taraftarların büyük bir çoğunluğu yapılacak iyi takviyelerle takımın Rijkaard elinde düze çıkacağını ummaktadır. Başarı, sayın Adnan Polat’ın da ifade ettiği gibi Rijkaard ile uzun vadede gelecektir; Önümüzdeki yıl sonunda sözleşmesi sona erecek olan Rijkaard ile!

Sonuçta hiç birimiz Rijkaard kadar bu işten anlamıyoruz ancak hazretin tercihlerini düşündüğümüzde Galatasaray’ın, benzer bir oyun anlayışla başarılı olacağı fikri bana uzak gelmekte. Defans yönü sıfır olan kanat forvetlerin (Harry Kewell bu açıdan bir istisna olarak değerlendirilmelidir. Gerek oyun zekası gerek de pas yetenekleri açısından kesinlikle Rijkaard’ın sisteminin adamıdır.) yine defansif yönü çok zayıf olan ofansif orta saha oyuncuları tarafından desteklendiği bu sistemin uygulanabilmesi için, son derece üst düzey fundamental ve taktik bilgisine sahip oyunculara ihtiyaç duyulmakta. Bu sebeple, Keita, Arda ve Elano karakterinde futbolcular bir arada oynatıldığı sürece Galatasaray’ın orta saha problemlerinin, iki orta saha oyuncusu ve topu oyuna sokan bir stoperle çözümleneceğine inanmak, bana son derece iyimser bir yaklaşım gibi gelmekte. Bunun yanı sıra geçtiğimiz sezonun en üst düzey takımları olan Inter, Bayern Münih ve Manchester United’ın oyun felsefesini düşündüğümüzde, yer yüzünde bu sistemi Barcelona ve birkaç istisna dışında uygulayabilecek takım bulmak oldukça zor.

Frank Rijkaard’ın kafasındaki felsefeyi iki yıl gibi kısıtlı bir zaman dilimi içersinde ve Galatasaray’ın sınırlı finansal gücüyle uygulamasını beklemek kanımca hayalciliktir. Asıl trajik olan ise, çok değil iki yıl önce, neredeyse sadece Elano maliyetine kurulan takımın, ülke ve futbolcu gerçeklerini göz önünde bulunduran bir teknik direktör elinde neler yaptığını görmüş bir taraftar kitlesinin Uğur Uçar, Emre Güngör, Barış Özbek, Mustafa Sarp, Mehmet Topal ve Servet Çetin gibi değerleri bir çırpıda “kazma” diyerek harcamasıdır. (Ki takım yeterince mücadele etmiyor dediği için beyinsizlikle suçlanan ve kadro dışı bırakılan Servet Çetin’in bahsettiği noktayı geçen ay verdiği mülakatla doğrulayan Neeskens’i hatırlatmak isterim).

Futbolcular yetersiz olabilir, taktik bilgileri yahut fiziksel durumları Galatasaray seviyesindeki bir takım için düşük olabilir ancak takımın başındaki isimlerin bu malzemeden yeterince yararlandığını düşünebilmek mümkün müdür?

Bence Galatasaraylılar, Frank Rijkaard’a koşulsuz şartsız destek vermeden önce bu sorunun cevabını düşünmelidirler. Aksi takdirde daha çok yabancılara pas vermeyen yeniçerileri, oyunu iki yönlü oynayamayan kazmaları, topu elinden kaçıran kalecileri, kız arkadaşıyla alemlere giden yıldız oyuncuları tartışır dururuz. Sonuçta yönetime ve takımın başındakilere dokunan kimse yok!

1 yorum:

  1. Rijkaard'ı futbol uleması yapanları anlamak güç. Umarım yanılırım ama bu sezonda hüsran olucak gibi.

    YanıtlaSil