1 Eylül 2009 Salı

Ankaraspor: 0 Galatasaray: 2 "Laboratuar Futbolu"



Vladmir Lobanovoski’nin futbol literatürüne kazandırdığı bir terim“Laboratuar Futbolu” . Galatasaray için geçen kötü bir gecenin ardından yazıya böyle bir başlık seçmemin sebebi ise Lobanovski’nin anlayışından ayrı olarak Galatasaray’ın Rijkaard ve Neeskens elinde bir futbol laboratuarı haline geldiğini düşünmemden geliyor. Tobol maçından bugüne her maçta farklı kadrolarla sahaya çıkan ve sonuç olarak istediğini alan bir Galatasaray görüyoruz. Ancak iş istediğini almakla bitmiyor maalesef.

Orta sahası dirençli her takım Galatasaray’ı zorlayacaktır önermesini daha önceki postlardan birinde kullanmıştım. Bu akşam bu önermenin haklılığını gördük. Keita dışında geri dönmeyen hücum elemanlarının bir arada oynaması Galatasaray’ın orta saha direncini kırıyor.

Üstüne Baros, Hakan Balta ve Mehmet Topal’ın formsuz oyununu da eklersek, Galatasaraylılar adına 65 dakika korku filmi tadında geçen bir maç izlemiş olduk. Takım yönetimi adına sevindirici olan ise Rijkaard’ın (ve de Neeskens’in) doğru değişiklik hamleleriyle 65. dakikadan sonra maçı çevirmesidir.

Gerçi maçın dönmesinde 70. Dakikadan sonra Ankaraspor’un fizik olarak oyundan düşmesinin de payı büyük ama Aydın’ın Nonda’ya yaptığı asisti ve Kewel’ın klas kafa vuruşunu düşününce bu durumu ıskalamak olmazdı.

Louis Van Gaal bildiğimiz üzere bir futbol filozofu olarak çağdaş futbolda uygulanan 4-3-3 sisteminin babası konumunda. Gerek Ajax’ın efsanevi kadrosuyla yaptıkları olsun, gerekse Barcelona ve son olarak AZ Alkmaar’da yaptıklarıyla 4-3-3 sisteminin profesörü unvanını hak ediyor.

Şu an kendisi Bayern Münih’de ve demeçlerinde Ribery, Robben, Klose, Toni, Hamit, Schweinsteiger gibi üst düzey hücum elemanlarına rağmen, 4-3-3 sisteminin Bayern Münih’de uygulayamayacağının sinyallerini verdi. Demek istediğim bazen elinizdeki takımın gerçeklerini kabul etmek gerekiyor.


Barışa özlem…

Türkiye’de olduğu kadar Galatsaray’da da Barış’a özlem duyuyorum. Lige verilen aranın Galatasaray’a iyi gelmesi dileğiyle…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder