25 Ağustos 2009 Salı

Orta Sahayı Almak...


Yaklaşık 2 haftadır Karadeniz’de dağlarda gezindiğim için blogu biraz boşlamış bulundum. Şu an deniz seviyesine ve medeniyete geri dönmüş olarak paket halinde Galatasaray’ın Denizlispor, Levadia Talinn ve Kayserispor maçındaki performansı üzerine genel olarak birşeyler karalamak istiyorum.

Densizlikte sınır tanımayan blog yazarı olarak Galatasaray’ın son maçlardaki performansının abartıldığını düşünmekteyim. Öncelikle Denizlispor maçında sayın Frank Rijkaard bu topraklarda eşi benzeri görülmemiş bir rotasyon örneği gösterip hepimizi mest etti.
Açıkçası bu şekilde tasarlanmış bir rotasyon hamlesi bana geçtiğimiz sezon, takım performans olarak sürünürken, “Yedekleri koysak rakiplere üç atar” diye böbürlenen forum adamı mantalitesini anımsattı.

Açıkçası 6 oyuncunun birden değiştirildiği bir rotasyon hamlesi bende, rakibin teknik direktör tarafından yeterince analiz edilmediği hissiyatını uyandırdı. Frank Rijkaard’ın Türkiye Ligini ve Galatasaray’ı yeterince ciddiye almadığı, Türkiye macerasına kafasındaki deneysel çalışmalarını uygulayabileceği bir ortam olarak baktığı yönündeki şüphelerimden daha önce de bahsetmiştim. Bu yöndeki şüphelerim hala devam ediyor.

Bunun dışında Galatasaray’ın gelene 3 gidene 5 atması beni de her taraftar gibi memnun ediyor. Ancak orta sahası dirençli her takıma karşı Galatasaray’ın ciddi sıkıntılar yaşayacağını düşünüyorum. 4-3-3 sistemi takım halinde hücumu ön plana çıkarttığı kadar takım halinde savunmayı da gerektiren bir sistem. Galatasaray’a baktığımızda ise Aydın- Kewell ve Arda’nın, savunmada geri dönmemesi, orta sahada Ayhan ile Mustafa Sarp’ın omuzlarına altından kalkılması zor bir yük bindirmekte.

Özellikle Aydın’ın Galatasaray’ın takım kimyasını ciddi bir şekilde bozduğunu düşünüyorum. Kendisinden beklediğim tabiî ki mucizevi bir şekilde Keita gibi oyunu iki yönlü oynamaya başlaması değil ancak topla dikine gidemeyen bir kanat oyuncusu görüntü çizmesi kendisinin patlama yapmasını bekleyen derviş kılıklılardan birisi olarak beni endişelendirmekte.

Galatasaray için 5. Haftadaki Beşiktaş maçından ziyade 10. Hafadaki Fenerbahçe maçı bence daha önemli bir "test" olacak. Neden diye soracak olacaksanız, kanımca Fenerbahçe şu an da gerek uyguladıkları sistem olsun gerek de kadrosunda barındırdığı oyuncular olsun Türkiye’de en dirençli orta saha kurgusuna sahip takım görünümü vermekte.

Savunma zaaflarını bir yana bırakacak olursak Fenerbahçe, Daum’un gelişinden sonra, 4-4-1-1 sistemini başarılı bir şekilde uygulayıp rakibinin direncini orta sahada uyguladığı baskı ile kırmakta. Bu açıdan -Keita’yı kategori dışı tutacak olursak-, Aydın, Baroş ve Arda’nın bir arada oynadığı bir Galatasaray’ın şu anki görüntüsüyle Fenerbahçe gibi orta saha direnci yüksek takımlar karşısında çok ciddi sıkıntılar yaşayabileceğini düşünüyorum.

Sayın İbrahim Altınsay’ın deyimiyle “çağdaş futbol” oynanan liglerdeki futbol anlayışında benim gözlemlediğim kadarıyla orta sahayı alan takım maçı almada bir adım öne geçmiş bulunuyor. Bu açıdan rakibin oyunun bozan, dinamizmiyle takımı topsuz alanda rahatlatan Barış Özbek’in takıma tekrar kazandırılması gerektiğine inanıyorum. Neler olacağını hep birlikte göreceğiz.

Galatasaray alamet sürmeye hala devam etmekte...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder