Disiplinsiz ama yetenekli kanat oyuncularına karşı tarif edilmez bir hayranlığım olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Yurtdışında Quaresma ve Nerry Castillo’yu bu alanda tek geçerim. Yurtiçinde ise İbrahim Akın ve Engin Baytar’ı.
En büyük dileğim bu dört arkadaşı futbol sahası dışında herhangi bir platformda kapıştırmak. Okey olur, bilardo olur, batak olur, langırt olur. Ancak futbol sahası… ı-ıh, olmaz. Neden diye soracak olursanız, futbol yetenekleri bu kadar üst düzey olup da bunları saha içinde futbolu güzelleştirme adına kullanmayan bu arkadaşları başka alanlarda değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.
Engin Baytar, Aziz Yıldırım’ın yarattığı hezeyan ortamını düşünürsek 200 bin Euro ve 2 oyuncu gibi oldukça uygun bir bedel karşılığı Trabzonspor’a transfer oldu. Kendisi ve Trabzonspor için hayırlı olmasını diliyorum.
Engin'i son iki sezondur özellikle takip ediyorum. Vanspor’un eski futbolcusu Adnan Baytar’ın oğlu olarak dünyaya gelen Engin, Armenia Bielefeld’de başlayan futbol yaşantısına Türkiye’de Maltepespor’la devam etti. Akabinde Gençlerbirliği’ne transfer olarak Süper Lig’de boy göstermeye başladı. Böylelikle, sonraları geleneksel hale gelecek “Engin Baytar Sezon Öncesi Kampı Disiplinsizlik Şenlikleri” medyada yer bulmaya başladı. Antrenmanlardan kaytarma, saha içi ve saha dışı disiplinsizlik sebepleriyle zaman zman kadro dışı bırakıldı ancak bir şekilde takıma geri dönmeyi başardı. Bu bakımdan Süleyman Demirel ile büyük bir benzerliği olduğunu düşünmekten alamıyorum kendimi.
Engin’in gol sevinci bile oyuncunun karakterine yönelik önemli bir referans. Gol sevincini paylaşmak isteyen arkadaşlarını iteleyerek, iki elinin baş parmaklarıyla formasını gösteriyor. Maalesef ben bu oyuncuda, futbolseverlerin disiplinsiz oyunculara sempati duymasını mümkün kılan “fırlama masumiyeti”ni göremiyorum.
Engin, geçtiğimiz sezon ikinci yarıda Eskişehirspor’a kiralandı, orada da rahat durmadı, duramadı. Saha içinde Youla ile kapışması, Youla’nın oyundan alınmasıyla sonuçlandı. Düz mantık ile değerlendirirsek Rıza Çalımbay takdir hakkını Engin’den yana kullandı. Maç öncesi kamptan kaçıp sabah beşe kadar barlarda gezen 18 yaşındaki Batuhan Karadeniz’e “Ya adam gibi oynar futbolcu olursun ya da gittiğin bara koruma.” diyip kadro dışı bırakan kişi maç içinde Youla’ya, sırf kendisine pas atmadı diye çıkışan Engin Baytar’ı ensesini sıvazlayarak oyunda tuttu, sonraki maçlarda da inatla oynattı. Sonuç olarak Engin Baytar, son iki yılda futbolunun üstüne hiç bir şey koymadan Trabzonspor’a transfer olmayı başardı.
Bu transferi, kombine bilet satışlarında büyük bir düşüş yaşayan Trabzonspor’un, cafcaflı bir ismi bünyesine katarak mevcut durumu tersine çevirmeye yönelik bir hamlesi olarak düşünüyorum. Engin açısından olaya bakacak olursak, Alanzinho ve Yattara ile yarışacağı bir kadro içinde şansı daha önceki kadar yaver gitmeyebilir. Tabii takım içindeki konumunun belirlenmesinde yeni hoca Thomas Broos’un tavrı da belirleyici olacaktır.
Bana kalırsa bu yıl Engin Baytar’ın sıçrama yapacağı yıl olacaktır. Küçük takımların problemli oyuncusu artık büyük bir takımın büyük problemler yaratan oyuncusuna dönüşecektir. Bu yıl Engin Baytar ‘ı izlemek, daha önce hiç olmadığı kadar eğlenceli olacak. Alanzinho’nun ensesine tokadı mı basar, Thomas Broos’a hareket mi çeker bilemem ama kendisini “planların” genelde tutmadığı bir şehrin başarıya aç takımında izlemeyi sabırsızlıkla bekliyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder